İnsanlar; çağlar boyu, hayatta kalabilmek için

sayısız düşünce ve inanç sistemleri geliştirdiler.

Bu sistemleri geliştirirken kimi zaman doğayı, kimi zaman bilimi, kimi zamansa duygularını kılavuz edindiler.

Bu kurumlar bazen insanların kendilerini ve çevrelerini anlamalarına, sağlıklı kalmalarına, iyi ilişkiler kurmalarına aracılık etti.

Ama ne zaman ki bu yapılar dogmatikleşti, işlevlerini yitirip tahakkümün araçlarına dönüştüler.

Mesele, dengeyi bulabilmekte. Yararlı olanı almak, zarar vereni dışarıda bırakabilmekte.

Yılanın ağzındaki tükürük ona su, sana zehirdir.

 

Mesele, şekle odaklanırken içeriği kaybetmemekte; asıl niyete yabancılaşmamaktadır.

Biz, Elementalite ekibi olarak hiçbir zaman bir fikir birliğine ulaşmaya çalışmadık.

Çünkü biliyoruz ki bizi geliştirecek olan şey, çelişkilerimizdir.

Temel niyetler konusunda anlaştıktan sonra, herkesin cebindekini — fikirlerini, deneyimlerini, yöntemlerini — ortaya koymasına alan açtık.

İkna etmeyi ve haklı olmayı bir kenara bırakıp, beraber gelişmeyi ve anlaşmayı ön plana aldık.

Peki nasıl bir yöntem benimsedik? İşte şöyle:

Elementlerin sembolizmini kullanarak, çağlar öncesine uzanan antik bilgeliği hatırlamaya çalışıyoruz.

Bedenin ve zihnin bir bütün olduğunu fark ederek ve modern hayatın bu birlikteliğe verdiği zararı, doğadan ve sanattan gelen ipuçlarıyla onarmaya çalışıyoruz.

Çağdaş yaşamı anlamaya çalışırken, bize özgü sandığımız korkularımızı ve çıkmazlarımızı ortaklaştırıp, birlikteliğin gücüyle iyileşebileceğimiz bir alan yaratıyoruz.

Antik öğretileri anlamaya ve çağımıza uyarlamaya çalışıyoruz; ama ne eski oldukları için kutsallaştırıyor, ne de modaları geçmiş safsatalar oldukları inancına kapılıyoruz.

 

Çağımızın bilimsel araştırmalarını da, insan zihnini, bedenini ve ilişkilerini iyileştirmek için sunduğu yöntemleri de yine aynı açıklıkla değerlendiriyoruz.

 

Bilimin, parlak zihinler tarafından insanlığı geliştirmek için yapıldığını biliyoruz.—
Ama bir yandan da, maddiyatçı dünyanın çıkarları doğrultusunda nasıl manipüle edilebileceğini göz ardı etmiyoruz.

Elementler, bizim için bir düşünme biçiminin sembolleşmiş hali. Kimi içinden bilimsel temeller bulur, kimi psikolojik ipuçları arar, kimi bir inanç sistemiyle örtüştürür, kimi yıldızlarla bağlantı kurar.

Kimin doğru söylediğini tartışmak değil amacımız. Kökeni binlerce yıl geriye giden bu sembolizasyonu anlamak ve hayatımıza katmak.

Bu bir öğreti değil,

bu bir aydınlanma değil,

bu bir uyandırma değil.

Bu bir yolculuk.

Hep beraberce yola çıkılan, yolda, yolun kendisinden ve yolcuların birbirinden öğrendiği bir yolculuk.

Bu yolda bizimle yürümeye hazır mısınız?

Scroll to Top